Pek çok kursiyer notaları tanır, hangi çizginin hangi ses olduğunu bilir ve bunun yeterli olduğunu düşünür.
Oysa nota okumak iki ayrı beceridir: simgeyi tanımak ve o simgenin sesini zihinde duyabilmek.
Solfej ikincisini kurar. Bir ezgiyi çalmadan önce duyabilen bir kursiyer, yanlış çaldığını anında fark eder.
Birinci kazanç budur: hata kulakla yakalanır, gözle aranmaz.
İkinci kazanç hızdır. Duyulabilen bir yazı, deşifre edilmek yerine okunur; yeni bir parçayı öğrenme süresi kısalır.
Üçüncü kazanç topluluk çalışmasıdır. Kendi partisini duyabilen bir icracı, girişini başkasının yönlendirmesine bırakmaz.
Çalışma basamaklıdır: önce aralıklar, sonra kısa ezgiler, sonra ritimle birlikte okuma.
Solfej çalgıdan ayrı yürütülür ama ondan kopuk değildir; çalışılan aralıklar aynı hafta çalgıda da aranır.
Solfej çalışması sesle yapılır, çalgıyla değil. Duyulan aralığın önce söylenmesi, sonra çalgıda doğrulanması gerekir; ters sıra kulağı değil parmakları çalıştırır.
Ritim de solfejin parçasıdır. Perdeleri doğru okuyup süreleri yanlış veren bir okuma, müzikal olarak kullanılabilir değildir; iki boyut birlikte çalışılır.
Derslerimizde solfej, birebir çalgı dersiyle aynı hafta içinde ve toplu ders olarak sürdürülür.